Memur Rehberi - Forum  

Go Back   Memur Rehberi - Forum > Kamu Personeli > Emniyet Personeli

Emniyet Personeli Emniyet hizmetleri sınıfında yer alan memurların bilgi alışverişinde bulunabildikleri platformdur

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09-01-2010, 10:19   #1 (permalink)
Hızlı Üye
 
Üyelik tarihi: Jan 2010
Mesajlar: 1.000
erdosida is on a distinguished road
Standart Anayasal eşitlik hakklarınızın çiğnendiğini biliyormu sunuz?

Yıllardır düzelemeyen düzeltilmeyen ve ne hikmetse bir türlü düzeltilmek istenmeyen dertlerimiz sorunlarımız hep kulak arkası edilip durdu halende süre gelmekte artık buna dayanacak ne hal kaldı ne takat.
İşin gerekleri iş riski çalışma koşulları ile üstlenilen sorumluluk açısından Polis Memurlarının gerek kendi teşkilat yöneticileri ve gerekse diğer devlet memurları ile aynı kefeye konulup değerlendirilmesinin ve karşılaştırılmasının öze aykırı olduğu bilinmekte ise de; ısrarla Polis Memuru olarak görev yapmakta olan arkadaşlarımızın hakları hep göz ardı edilip durdu.
İlgili Kanunlarda tüm devlet memurlarının haftalık çalışma sürelerinin 40 saat olduğu belirtilmektedir. Bu güne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesi ile Taşra Teşkilatlarında, Şubelerde ve Büro Amirliklerinde hizmet vermekte olan 8/5 diye tabir ettiğimiz memur çalışma sistemine uygun olarak hizmet veren ve aynı Kanunlara ve aynı safları paylaşmakta olduğumuz Polis Memuru arkadaşlarımız yine ilgili Kanunlara göre çalıştırılmakta olduklarını görmekteyiz. Fakat Emniyet Teşkilatımızda diğer devriye ve ekip görevi yapmakta olan bizim gibi Polis Memurlarının ise haftalık çalışma saatlerinin en aşağı 60 saatin üzerinde bir çalışma ortalaması olduğu bu bağlamda aynı kategorideki yan yana sırt sırta çalışmakta olduğumuz meslektaşlarımız aramızda gerek çalışma saati ve gerekse aldığımız ücret bakımından büyük oranda fark ve çelişki olduğu “AZ ÇALIŞANA ÇOOOK, ÇOK ÇALIŞANA AAAAZ” maaş prensibi uygulandığı görülmektedir. Bu sebebiyetle sistemin içinden çıkılamaz bir hal aldığı ve personelin kendi arasında gereksiz haksız rekabete, geçimsizliğe, meslekten soğumaya, eşitlik ilkeleri doğrultusunda büyük bir tezat teşkil ettiği tüm bu unsurların da devamlı suretle muhatap oldukları insanlarımıza vatandaşlarımıza olumsuz yönde yansıdığı şüphe götürmez bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günlük çalışma sürelerinin Uluslararası Sözleşmelerde, Anayasamızda ve bunları takiben diğer Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerimizde 8 saat olarak öngörülmesine rağmen bu güne dek defalarca ve halen de ihlal edildiği, kanun uygulayıcısı durumunda da bulunan üst düzey devlet görevlilerimizin dahi kanunları hiçe sayarak uygulamalarına makam ve terfi menfaatleri gereği devam ettikleri, bu haksız gayretleri maddi ve manevi baskılarla ört bas etmek için idare etme politikasını prensip haline getirdikleri bilinmektedir.
Büyük bir fedakârlıkla görev yapmakta olan ve şimdiye kadar çeşitli sebeplerden dolayı seslerini çıkartmayan çıkartmak istemeyen Polis Memurlarının kendi aralarında kasıtlı bir şekilde bir ayrıma tabi tutulması, Anayasal Eşitlik ilkesinin hiçe sayılması ve tahammülü aşan bir şekilde çalıştırılması üzgünlük verici aynı zamanda çok vahim bir insanlık ayıbıdır. Her nedense bizler bu tür konuları gündeme getirdiğimiz vakit yöneticilerimiz kendilerini bizimle hep aynı kefeye koydu ve koymaya devam etmektedir. Fakat bizim birer memur olduğumuz hep göz ardı edilip durdu. Akıl almayacak, kanuni bir dayanağı bulunmayan davranışlar yığını olduğunu gerek ilgili Kanun Maddelerinde ve gerekse Bilimsel ve Hukuki Rapor ve Mütalaalardan görmekteyiz.
Mesai saatlerinin her önüne gelen yönetici ve amirler tarafından kendi inisiyatiflerine ve kendi menfaatlerine göre Kanunlara aykırı bir şekilde düzenlenmesi işin enteresan yanı! Bir takipçisinin olmaması, genel merkezlerce denetlenmemesi veya denetlenememesi ne kadar çağın gerisinde olduğumuzun bir göstergesi değil midir? Hangi memur kaç saat çalışmış? Nerelerde görev almış? Ne kadar devriye atmış? Ne kadar nöbet tutmuş? Ne kadar dinlendirilmiş? Ne kadar yıllık izni kısıtlanmış? Bu memur neden izne ayrılamamış? Resmi bayramlarda hangi memurlar devamlı olarak izne gönderilmiş? Hangi memurlar meslek hayatları boyunca resmi tatil kullanmamış? gibi bir sürü memurun özlük haklarını ilgilendiren istatistiki bilginin açığa çıkartılması kadar güzel ne olabilir ki?
Yıllık izin kullanımlarının dahi taşra yöneticilerinin inisiyatifine bırakıldığı buna dayanarak izinlerin kısıtlanarak Kanuni bir hakkın memurun elinden nüfus kullanılarak gasp edildiği de cabası.
Personelin her türlü sorunuyla yakından ilgilenilmesi alt üst iletişim kanallarının açık tutulmasına karşın formaliteden öteye geçemeyen fikir, görüş, dilek ve isteklerin salonlara dört duvar arasına mahkûm edilmiş olması ve bizleri yöneten bazı basiretsiz üst düzey yöneticilerinin halen insan haysiyet onur ve şerefini ayaklar altına alırcasına alçaltıcı bir şekilde “Ben de çalışıyorum kardeşim!”, “Vatan Hainisiniz oğlum!”, “Biz sizden çok çalışıyoruz. Şerefsizlik yapmayın.!”, “Yatmaya mı geldiniz?”, “Beğenmiyorsan çek(!) git!”, “Kendine dikkat et! Kaydırırım ayağını!”, “12 saat nöbet mi tutmak istiyorsun?” gibi dayatma ve nüfus kullanmalarına ve bunların adına meslek disiplini diyebilen yöneticilerin başımızda olmaları personeli türlü türlü bahanelerle sindirmeye çalışmaları ve bunda da başarı göstermeleri ne acı! Yazıklar olsun! Hakkımızı hiç bir zaman helal etmedik etmeyeceğiz. İşte bu sebepler değil mi teşkilatı bu hale koyan? Halen teknolojinin gerisinde sürünüp duruyoruz. Dokunmamak lazım bu insanlarımıza çünki sıcacık son model makam araçları sıcacık içleri ful yapılı makam odaları ve yine lojmanlarda istedikleri müddetçe sorunsuz bir şekilde kaldıkları sıcacık yuvaları ile onlar bizim yöneticilerimiz. Doğrudur. Öyleyse çalışacaklar elbette. Bizim gibi memur değiller ya! Öyle değil mi?
Göz altına alınan zanlıların bile Uluslararası Sözleşmelerde 7 metre kare alanda tutulmalarına karşın 2-3 metrekare alanlarda görev yapmanın bir insanlık ayıbı olmasına karşın halen Polis Noktası adı altında menfaatleri doğrultusunda vatandaşa yaranabilmek adına hiç bir dayanağı olmadan ısrarla çalışma zorunluluğunda bırakılıp devam ettirilmeye çalışılması da kınanması gereken eğitim ve sorumluluk yoksunu insanların sürdüreceği icraatlardır. Acaba Avrupa ülkelerinde ki durum ne? Avrupa da ki meslektaşlarımız ile bizlerin özlük hakları acaba hiç karşılaştırılıyor mu? Avrupa yollarının yolunu tutmuşken neden hala Polis Memurlarının özlük hakları sumen altı edilip duruyor?
2009 yılını da devirmek üzereyiz şöyle geriye baktığımızda bizim Büro Memurları olarak adlandırdığımız sekiz beş mesaiye tabi hiç de aza alınamayacak kadar çoğunluğa sahip meslektaşlarımız ile aramızdaki uçuruma bir göz atalım;
Yıllık resmi tatiller dahil 1.992 saatlik bir çalışma süreleri var iken aynı statüde ve aynı kanunlara tabi olan bizlerin ise yıllık en asgari 2.928 saatlik bir çalışma süresine sahip olmamız yanında dinlendirilmeden ve hiç durmaksızın 12 – 15 ila 18 saatin üzerinde insan vücudunun tükenme noktasına geldiği uzun süreler görevde tutulup tahammülü aşan bir şekilde zorla baskıyla nüfus kullanılarak çalıştırılmamız üvey evlattan öte olarak değerlendirilmekte Anayasal eşitlik ilkesine ve bir insanın dayanma gücüne tezat teşkil etmekte ise de biz Memurlar görevimizin başındayız. İşte tüm bu verilere göre rakamlar baz alındığında “AZ ÇALIŞANA ÇOK, ÇOK ÇALIŞANA AZ İSTİRAHAT” sonucunu çıkartılması doğru ve yerinde bir teşhistir.
Ya da maaşlarımızı baz alarak yapacağımız basit bir hesaplamadan da şu sonucu çıkarmamız mümkündür; 2009 Yılı içerisinde 1.992 saat çalışan bir Büro Memuru Polis arkadaşımız ayda ortalama 163 saat çalışmıştır ve aldığı maaş 1.850YTL olmasına karşın 2009 Yılı içerisinde 2.928 saat çalışan bizim gibi Polis Memuru arkadaşlarımız ise ayda ortalama 240 saat çalışmıştır ve aldığı maaş 1.850YTL olmuştur. Ya bunda bir eşitsizlik ve adaletsizlik var ya da bizlerin eğitimi kültürü buna elverişli değil…
Madalyonun diğer bir yüzünü de göstermenin faydalı olacağı kanaatindeyiz. Büro Memurlarımızın maaşlarını saat başı olarak hesap etmeye kalkarsak 1.850YTL/163SAAT = 11,349YTL saat başı maaş’a tekamül eder, oysa bizlerin çalışma saati 240 saat gibi bir zaman dilimi öyleyse hesap edelim 240SAATX11,349YTL = 2.723,76YTL adil ve tarafsız olarak söylemek gerekirse 873,76YTL ’lik gibi bir fark çıkıyor ortaya hem de aza alınamayacak kadar fazla bir fark bu.
Başka bir yönteme göre ise 240 saate karşılık 1.850YTL maaş alan bir memur aynı değerde aynı statüdeki bir arkadaşı 163 saat çalışırsa ne kadar bir maaşı hak eder acaba hemen üşenmeden onu da hesap edelim; 1.850YTL/240SAAT = 7.708YTL saat başı maaş’a tekamül eder öyleyse Büro Memuru olarak çalışan personelimize 163 saatlik çalışmasına emeğine karşı 163SAATX7.708YTL = 1.256YTL kadar bir maaş vermemiz gerekmez mi?
İşte tüm bu verilere göre rakamlar ve çalışma saatleri üstelik gece ve bayram tatillerini de henüz değerlendirilmeden şunu söylemek akıllıca ve mantıklıca olmaz mı? “AZ ÇALIŞANA ÇOK, ÇOK ÇALIŞANA AZ MAAŞ” . Peki sizin seçme hakkınız olsaydı hangisini tercih ederdiniz? Lütfen kendinize şahsiyetinize enayi dedirtmeden cevap vermeye gayret göstermenizi rica ediyorum.
Ya biz enayi yerine konuluyoruz ya da BİZLER BUNU HAK EDİYORUZ. Hele hele içimizdeki bazı kendi öz meslektaşlarımızın bilinçsizce “Şükredin arkadaşlar.”, “Beğenmiyorsan git!”, “İstifa et! Kurtul! Kardeşim.”, “Arkadaşlar, üniversite mezunları bile iş bulamıyor. Neyin peşindesiniz.”, “Yatın kalkın Dua edin!”, “Arkadaş Sosyalist mi?” gibi basit birçok söylemde bulunarak kanuni bir hak arayışına çalışan memurlarımızın emeğini gizlemeye ve örtbas etmeye çalışmaları, geleceği göremeyen ne gerici bir zihniyete sahip olduklarını ortaya koymaktadır.

Yukarıda zikrettiğimiz tüm haklarımızı destekleyen;
1- 657 S.K. 23., 99., 100., 101., 102. ve 103. maddeleri,
2- 3201 S.K. 61 maddesi,
3- Anayasamızın 18., 49., 50., 59., 128., ve 128. maddeleri,
4- 2559 S.K. Ek 4. maddesi,
5- 5442 S.K. 9. maddesi,
6- Kişisel ve Sosyal Haklar Uluslar arası Sözleşmenin Kölelik Yasağı başlıklı 4., 7., 8. ve 11. maddeleri,
7- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 4. Maddesi,
8- İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 22. ve 24. maddeleri,
9- 13.03.1975 tarihli 15176 sayılı Fazla Çalışmanın Uygulama Esaslarını gösterir Yönetmelik,
10- 29.09.1995 tarihli İçişleri Bakanlığı onayı ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Çalışma Saatlerine İlişkin Esaslar
Başlıkları altında toplanmış hükümlerden anlaşılmaktadır. Bu bağlamda İnsan Hakları ihlallerinden dolayı Ülkemizin maddi ve manevi yüklü miktarlarda tazminat ödemesi kaçınılmaz bir hal almaktadır. Bu durum gerek Ülke menfaatlerine ve gerekse Emniyet Teşkilatına zarar vermekten öteye gitmemekte bataklık misali bizleri içine çekmektedir.

Bilinmelidir ki; sahip çıkılamayan bazı değerler, kitleler, beyinler adına ne derseniz deyin gün gelir birilerince sahip çıkılabilir…

Memurunuza sahip çıkın!
Eşitliği sağlayın!
erdosida isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
anayasal, biliyormu, cignendigini, esitlik, hakklarinizin, sunuz

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:29.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.0
memur - memurlar - forum memurlar - memur alımı